pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2015 Salı

Tehlikeli Temas - Abbi Glines || KCBT || Yorum, Çekiliş

Kitabın Adı: Tehlikeli Temas
Sayfa Sayısı:256
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri Sıralaması: Rosemary Sahili #1
Fiyatı: 22.5 TL
GR Puanı: 4,26/5
Puanım: 5/5


Bambaşka dünyalardan gelen iki üvey kardeş… Asla sizin olmamasi gereken şeylere duyulan arzu…

Blaire Wynn'in en son istediği şey babasının yeni ailesinin yaşadığı Florida'daki Rosemary Sahili'ne taşınmaktır. Ancak seçim şansı yoktur. Bir hastalık yüzünden ölen annesi, ardında yüklü borçlar bıraktığı için Blaire'in Alabama'daki çiftliği elinde tutması mümkün değildir.

Koltuğunun altındaki tabancayla kamyonetini zengin sahil kasabasına çeken Blaire buraya asla uyum sağlayamayacağını bilmektedir. Babasının Paris'e gittiğini ve onu yeni üvey kardeşi Rush Finlay'le yalnız bıraktığını öğrenince daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İnsanları hor gören, hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, adı çıkmış bir rock yıldızının oğlu olan Rush yakışıklı olduğu kadar şımarıktır da… Ve Blaire'i gördüğü anda genç kızın kanına girer.

Yaz ayları ilerledikçe genç kadın, Rush'ın asla tahmin etmediği yanlarını görecek ve birbirlerine karşı hisleri görmezden gelemeyecekleri kadar güçlenecektir. Ancak Rush, Blaire'in tüm dünyasını yıkacak bir sır bilmektedir. Blaire genç adamın tehlikeli temasına kendini kaptırmadan önce bu gizemi ortaya çıkarabilecek midir?

"En sevdiğim Abbi Glines kitabı olarak listemin zirvesine yerleşti."
-Colleen Hoover-


Ve dün de bahsettiğim mükemmel kitabın yorumunda sıra :) Her şeyden önce kapak tasarımıyla başlamak istiyorum ^^ Orijinal kapağı yapan kişinin ellerine ayaklarına kapanmak istiyorum çünkü dehşet güzellikte bir kapak yapmış <3 Thanks, thanks, thanks... Biz de de bu güzel kapağı uyguladıkları için Pegasus'a teşekkürler :)

Konusu bakımından her zaman dikkatimi çekmiş bir kitaptı Tehlikeli Temas, tam orijinalini okumaya başlıyordum ki çıkacağını öğrendim ve bekle Türkçe'sini okursun dedim kendime :) Eh öyle de oldu ve çok güzel bir turun içinde oldu...

Kitabı sanırım 24 saat içerisinde bitirdim... İki oturuşta! İki olmasının nedeni de arada iftar saatinin gelmesi ve yemek yeme ihtiyacımdı :D 



Konusuna çok fazla girmek istemiyorum ama hiç alışıldık konulardan olmadığını bilmelisiniz... Ve çok akıcı bir kitap olaylar ardı ardına pat pat pat gelişiyor ve sonunda ağzınız açık :O diye kalıyorsunuz böyle... 



O yüzden ikinci kitabı orijinal olarak okumaya başlayacağım söylentileri doğrudur :P


Bu kitabı kaçırmak istemezsiniz, herkesin 5 puan verdiği bir kitap kötü olamaz ya ilk defa ben diyecek bir şey bulamıyorum :D SPOILER: Blaire mal ama ya valla mal yani, çocuk ona o kadar şeyler yapıyor, değer verdiğini o kadar belli ediyor bizimki mal gurur yapıyo... Lan o güzelim çocuğa yapılır mı o? Ha ha ? BİTTİ

Kitabın sonunda yüzünüzdeki ifade aynen şu şekilde oluyor:




Umarım Pegasus bizi serinin diğer kitapları için çok bekletmez...Hoş bekletse de ben orijinalini okumaya gidiyorum :P
Bu arada Rosemary Sahili serisi şuan için 15 kitaptan oluşan oldukça uzun ve doyurucu bir seri:

1. Tehlikeli Temas (Rush & Blaire)

2. Never Too Far (Rush & Blaire)
3. Forever Too Far (Rush & Blaire)
4. Rush Too Far (Rush & Blaire)
5. Twisted Perfection (Woods & Della)
6. Simple Perfection (Woods & Della)
7. Take A Chance (Grant & Harlow)
8. One More Chance (Grant & Harlow)
9. You Were Mine (Tripp & Bethy)
10. Kiro's Emily (FREE novella)
11. When I’m Gone (Mase & Reese)
12. When You're Back (Mase & Reese) 
13. The Best Goodbye (Captain)
14. Title TBA (Nan) 
15. Title TBA (Dean) 

Ama tüm kitaplar bunun kadar güzelse hepsi bir kerede bile okunur <3 

a Rafflecopter giveaway

29 Haziran 2015 Pazartesi

Tehlikeli Temas - Abbi Glines || KCBT || Alıntılar

Uzuuuuuunca bir aradan sonra yeniden yayındayım. Umarım artık biraz daha aktif olabilirim :) Daha fazla sıkmadan alıntılarımıza geçmek istiyorum. Umarım beğenirsiniz... Bu arada yorumum yarın ama not: Bu kitap fazlasıyla mükemmel!!!



        "Üzgünüm.Sadece daha genç görünüyorsun." Durdu ve gözleri, vücudumu yavaşça süzerek aşağı inip tekrar yukarı çıktı. Yanaklarımdaki anı sıcaklık utanç vericiydi. "Lafımı geri alıyorum. Vücudunun her zerresi on dokuz yaşında gibi görünüyor."
        O geziye çıkamamıştık. Öncelikle annemin yeterli parası olmamıştı, sonra da fazlasıyla hastaydı. Yine de planlardık. Büyük hayaller kurmanın faydası oluyordu.
        Rush nazik bir insan değildi ama adildi. Bu konuda hakkını yememeliydim. Ayrıca çok seksiydi. Bunu görmezden gelmeyi öğrenmem gerekecekti.
        Pencereye doğru yürüdüm ama ay ışığı, Rush'ın çıplak poposuna değer değmez olduğum yerde dondum. Oldukça hoş bir çıplak popoydu. Çok, çok hoştu... Daha önce hiç bir erkeğin çıplak poposunu görmemiş olmama rağmen.
        "Bana karşı mesafeni koru, Blaire. Fazla yaklaşmak istemezsin. Dün gece." Yüksek sesle yutkundu. "Dün gece aklımdan çıkmıyor. İzlediğini bilmek. Beni çıldırtıyor. Yani uzak dur. Ben senden uzak durmak için elimden geleni yapıyorum."
        Aptalca görünse de benimle ilgilenmesini istiyordum. Ona karşı açıklayamadığım bir çekim hissediyordum. Mesafesini ne kadar korursa o kadar yakınlaşmak istiyordum.
        "Sen benim gibi bir erkeğin uzak durması gereken her şeysin. Sana uygun değilim."
        "Sana dokunamam. Bunu o kadar feci istiyorum ki canımı acıtıyor ama dokunamam. Seni mahvedemem. Sen... mükemmelsin ve el değmemişsin. Sonunda beni asla affetmezsin."



        "Ben rezil, hasta piçin tekiyim. Sana dokunamam."
        Onunla yatsam kalbimin bir parçasını vermeden edemezdim.
        "Ve tadın bağımlılık yaratıcı. Rüyamda görüyorum. Fanteziler kuruyorum. Diğer... yerlerinin de o kadar leziz olacağını biliyorum.
        "Benimle asla konuşmazsın. Yanlış soruyu sorarım ve çeker gidersin." Rush başını sağa sola salladı. "Artık öyle değil. Arkadaşız. Konuşacağım ve gitmeyeceğim. Lütfen, burada benimle kal."
        Rush sırıttı. "Bu odada senin yanında olmak için fazlasıyla yaşlıyım; seninle ilgili düşündüklerimi düşünmek için de lanet derecede yaşlıyım."
        "Diğer kadınlara dokunduğunu görmek hoşuma gitmiyor. Ve diğer erkekler kıçımı avuçladığında bundan nefret ediyorum. Orama dokunan kişi sen ol istiyorum. Orama dokunmanı istiyorum. Ama dokunmuyorsun ve ben bununla başa çıkmak zorundayım. Şimdi bırak da gideyim!"
        "Neye ihtiyacın olduğunu biliyorum. İhtiyacın olanı almanı izlemeye dayanabileceğimden emin değilim sadece. Beni delirttin, kızım. Uslu olmak için çok uğraşıyorum. Lanet bir arabanın arkasında kontrolümü kaybedemem."
        "Çünkü tadına baktım ve seni kimseyle paylaşmıyorum. Bu sadece eğlence amaçlı değil. Biraz bağımlısı olmuş olabilirim."
        "Senden daha ilk gecede kurtulmaya çalıştım. Senden hoşlanmadığım için değil." Sert, acı bir kahkaha attı. "Ama biliyordum. İçime işleyeceğini biliyordum. Uzak duramayacağımı biliyordum. Zayıflığımı görebileceğin için muhtemelen senden nefret etmiştim."



        Rush Finlay yemek yapacak birine benzemiyordu. Ama lanet olsun ki bunu yaparken seksi görünüyordu.
        "İnsanları uzaklaştırıyorum, Blaire. Bu kendimi koruma mekanizması. Ama seni uzaklaştırmak istemiyorum."
        O benim için asla o adam olmayacaktı. Ama kalbim ona biraz bağlanmıştı. Sonsuza kadar birlikte olacağımız anlamına gelmese de o anda Rush'ın ilkim olmasını istedim. Sonuncum olmayacaktı. Hayat yolunda bir durak olacaktı sadece. Belki de asla unutamayacağım veya atlamayacağım bir durak. Beni en çok korkutan buydu. İlerleyemeyecek durumda kalmak.
        "Yatağımda çıplak olman, düşündüğümden katbekat güzelmiş... Ve bana inan, bunu düşündüm. Çok."
        Onun dünyasına karşılık benim dünyam. Bu gece dünyalar çarpışacaktı.
        "Bilmen gereken bazı şeyler var. Bunları öğrendiğinde benden uzaklaşabilecek ve bir daha asla geri dönmeyebilecek olman gerçeğiyle boğuşuyorum. Bu ödümü koparıyor. Aramızda olan biten ne bilmiyorum ama sana baktığım anda dünyamı değiştireceğini biliyordum. Dehşete düşmüştüm. Seni ne kadar izlesem, beni o kadar kendine çekiyordun. Yeterince yaklaşamıyordum.
        Ben daima sadece kendime sahip olacaktım. Çünkü bu adam kalbimi kırmış ve yok etmişti. İstemese bile. Bir daha asla sevebilecek kadar ona güvenemeyecektim.
        Gözlerindeki fırtınayı görebiliyordum. Aklının karıştığını biliyordum. Korkuyu bile görebiiyordum. Sonrasında aşk vardı. Bunu gördüm. Gözlerindeki ateşi. Buna inandım. Net olarak görebiliyordum ama artık çok geçti. Aşk yeterli değildi. Herkes, hep aşkın yeterli olduğunu söylüyordu. Yeterli değildi. Hele ki ruhun paramparça olduğunda.
a Rafflecopter giveaway

18 Nisan 2015 Cumartesi

Eksik Parça - Michelle Hodkin || KCBT || Alıntılar

Yeni yeni bir alıntılar postuma karşımızdayım :)) Öyle bol bol konuşmayacağım hemen alıntılara geçeceğim bugün :) 

Akli dengemin o narin dokusunda, görmezden gelmesi imkansız olan ilk delilikti bu. Güldüm. O derece delirmiştim.

Ölmüştü. Ben bunu istedikten sadece birkaç saat sonra. Tam da benim istediğim şekilde. Tesadüf. Öyle olmalı.

O ağız. Sigara içmek kötü bir alışkanlıktı, evet. Ama Noah içerken inanılmaz görünüyordu.


Doğruyu söylüyordum. Noah'ın rahatının kaçtığı bir anı hayal etmek imkansızda. Daima rahattı. Ve hayattan bıkmış gibi. Ve harika. Ve ben onun yanında oturuyordum. Çok yakınında.

Başka bir şey var mı? Görmemen gerektiği halde gördüğün bir şey? Ya da duymaman gerektiği halde duyduğun?

Gözlerimi kısmıştım. "Çok kötüsün." Cevap vermek yerine gülümsedi ve hafifçe burnuma dokundu. "Sen de beninsin," dedi ve gitti.


İstediğim hiçbir şey yok. Yapamayacağım hiçbir şey yok. Hiçbir şeyi umursamıyorum. Ne olursa olsun ben düzenbazlığıma devam ediyorum. Kendi hayatımda bir oyuncu gibiyim.

"Herkes birlikte olduğumuzu düşünecek." 
"Bırak düşünsünler," dedi. 
"Ama..."
"Aması falan yok. Ben öyle düşünmelerini istiyorum."
"Ben rol yapmayı beceremem," dedim ağzını ararcasına. Noah da o parmaklarını kolumda gezdirerek elimi tuttu ve ağzına götürdü. Dudakları, mümkün olmayan bir yumuşaklıkla eklemlerimi okşuyordu. Gözlerime baktığı anda öldüğümü zannettim. 
"Yapma o zaman." 

Masanın altından elimi tutup gülümsedi, ben de ona karşılık verdim. Mutluydum. Ve bunun sürmesini her şeyden çok istiyordum. 

"Canını yakmak istemiyorum," diye fısıldadım. Oysa muhtemelen, canı yanacak olan bendim. Burunlarımız birbirine değdi; dudaklarımızı birbirinden ayıran yalnızca kusursuz ve acı dolu, kısacık bir andı. "İstesen de yapamazsın."

Kimse mükemmel değildir. 


İki yanımı saran, bedenlerini terk etmiş birer ruh gibi görünen ışıklara bakarken kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başlamıştı. Bir çift göz. Üç. Yedi. Daha fazla sayamıyordum. 

Kardeşim kayıptı, tek başınaydı ve benden daha çok korkuyordu. Ona yardım edecek kimse yoktu, bizden başka. Ve artık, bizim de böyle bir şansımız kalmayacak gibi görünüyordu. Noah, onu nerede bulabileceğimizi bilen tek insandı ve kendini öldürmek üzereydi. 

Bana sonsuzluk gibi gelen bir süre boyunca kendimi mükemmel hissetmiştim. Noah'ın dudakları karşısında gülümseyip parmaklarımı saçlarında gezdiriyordum. 
"Noah."
Ama karşımda duran Noah değil Jude'du. Ve Claire. Ve Rachel. Ve ölü. 
Bir an beni tuğlaların arasına karışacağımı sanacağım kadar sert bir şekilde duvara yapıştırırken bir an sonra kapana kısılan o olmuştu. Hasta odasında, benimle. Ve artık kurban olan ben değildim. 
Oydu. 

Deli değildim ben. 
Ölümcüldüm. 
Noah'ın elini saçlarımda gezdirmesiyse harikaydı; acı verecek kadar harika. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. 

Parmakları elmacık kemiğimi okşuyor, tenimi uyandırıyordu. Ama kalbim hızlanmadı. Hatta atmıyordu bile. Artık bir kalbim yoktu. 

Noah'ın ne kolları ne de yatağı beni günahlarımın iniltisinden koruyabilirdi. 

'Eğer bir kız seni uzun, çok uzun bir süre severse gerçek olursun. Ama sadece oyuncak olarak görmez ve gerçekten severse,'" diye devam etti. "'Canın yanar mı peki?' diye sormuş bu kez oğlan. 'Bazen. Ama Gerçek olmuşsan, acı çekmekten de korkmazsın.'


17 Nisan 2015 Cuma

Eksik Parça - Michelle Hodkin || KCBT || Yorum

I

Kitabın Adı: Eksik Parça
Orijinal Adı: The Unbecoming of Mara Dyer 
Seri Sıralaması Mara Dyer #1
Sayfa Sayısı: 424
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Fiyatı: ₺29
GR Puanı: 4.12/5
Puanım: 4/5

Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün... Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını, Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini, Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü, Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün. Ne yapardın? Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere… 

"Mara Dyer'ın unutulmaz bir rüyayı andıran, gizemli ve romantik hikâyesi sizi esir alacak." 
-Cassandra Clare, New York Times çoksatanı Mortal Instruments serisinin yazarı-

"Eksik Parça kara mizah, merak uyandıran gerilim ve samimiyet arasında nadir bulunan bir denge kurmayı başarmış. Bir an kahkaha atarken hemen arkasından korkup tüm ışıkları açarak battaniyenin altına girmek istedim. Michelle Hodkin, tüyler ürperten betimlemeleri ve iç ısıtan romantik sahneleriyle yetenek ve kalitesini gözler önüne sermiş. Daha önce böyle bir roman okumamıştım." 
-Veronica Roth, New York Times çoksatanı Divergent serisinin yazarı-

"Eksik Parça, zekice yazılmış, büyüleyici bir gerilim romanı. Gizemli erkekleri, tehlikeli kadınları ve çok karmaşık aşk hikâyelerini sevenler için mükemmel bir eser."
 -Kirsten Miller, New York Times çoksatan yazarı-

"Vay canına. Michelle Hodkin'in ilk kitabı sizi son sayfasına kadar merakta bırakacak." 
-Beth Revis, New York Times çoksatan yazarı-

"Şiirsel ve tatlı olduğu kadar ürkütücü ve karmaşık hikâyesiyle Eksik Parça'yı elimden bırakamadım. Bu kitabı okurken bütün ışıkları açın." 
-Rachel Hawkins, New York Times çoksatan yazarı-

•••••••••••••••••••••••••••••••••••
 
Bu turumuzda incelediğimiz kitap yurt dışında büyük ses getirmiş Mara Dyer serisinin ilk kitabı olan Eksik Parça... 

Kitapta orijinal kapak kullanıldı ve tabii ki Pegasus hem kapakta hem de işinde mükemmel bir iş çıkarmış. Çeviri çok akıcı ve hatasızdı. 

Kitap elime ulaştığı gibi okumaya başladım. Başladım ama ilk tepkim eyvah umarım böyle devam etmez demek oldu çünkü yine bir twilight hikayesi okumak istemiyordum. Ama kitap ilerledikçe fark ettim ki çok farkı ve çok çok güzel bir yere gidiyor; derin bir iç çektim ve kendimi kitabın kollarına bıraktım. 


Kitapta bir kaza geçiren ve aklıyla ilgili sorunlar yaşayan bir kız var: Mara. Yeni bir yere taşınmalarıyla olay değişiyor. Kazadan sonra hatırlayamadıklarını hatırlamaya başlıyor. Ve herkes onun psikolojik sorunlar yaşadığını sanarken o bir şeylerin farkına varıyor. Nora yalnızca düşünerek bazı şeyleri gerçek kılabiliyor. Aslında bu ona verilmiş bir hediye, ya da bir lanet... Ama kim tarafından verilmiş ya da bunu insanlara zarar vermeden nasıl kullanacak. 

Okulun popüler çocuğu Noah ise daha en başından tüm olayın farkında. Aynı yetenek onda da var, yalnızca biraz daha değişik bir şekilde. 

Kitap gerçekten çok güzel. Fantastik, distopik, psikolojik olaylar gayet başarılı bir biçimde aktarılmış. Mekan ve olay tasvirleri rahat anlaşılır ve etkileyici. Bu tarzı sevin ya da sevmeyin bence Mara Dyer'ı seveceksiniz. 

"Bir şeyi düşünmek onu gerçek yapmaz. Bir şeyin olmasını istemek, onu gerçekleştirmeye yetmez..."

Alıntıların devamı için yarınki postumu bekleyin... :) 

Pegasus Yayınları'na teşekkürler... 

2 Eylül 2014 Salı

Yeni Dünya - Anna Carey || 14. KCBT || Yorum


Kitabın Adı: Yeni Dünya - Eve
Sayfa Sayısı: 312
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri Sıralaması: Eve #1
Fiyatı: 20 TL
GR Puanı: 3,71/5
Puanım: 4/5

Hiçbir yer güvenli değildi...

Meslek öğrenmek yoktu, şehir yoktu, geniş yataklı ve manzaralı daireler yoktu. Restoranlarda beyaz masa örtülerinin üzerinde parlak gümüş takımlarla yenen yemekler yoktu. Sadece o oda, lazımlıklardan gelen pis kokular ve çatlayana kadar gerilen deriler vardı.

Her şey kocaman bir yalandan ibaretken kime güvenebilirsiniz?

Ölümcül bir virüs yeryüzü nüfusunun çoğunu yok ettikten on altı yıl sonra, dünya oldukça tehlikeli bir yer haline gelmiştir. On sekiz yaşındaki Eve ise, okulunun güvenli duvarlarının ardına hiç çıkmamıştır. Okulda onunla birlikte iki yüz yetim kıza, Yeni Amerikanın öğretmenleri ve sanatçıları olacakları vadedilmiştir. Ama mezuniyetten bir gece önce Eve okulunun esas amacını ve onu bekleyen korkunç kaderi öğrenir.

Yuva olarak bildiği tek yeri terk ederek uzun, tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkar. Bu zorlu yolculukta güvende olacağı bir yer aramaktadır. Bu sırada vahşi bir hayat süren, asi isyancı Calebla yolları kesişir. Eve tüm hayatı boyunca erkeklerden ayrı tutulmuş ve onlardan korkmayı öğrenmiştir ancak Caleb zamanla onun güvenini ve kalbini kazanmaya başlar. Askerler peşlerine düştüğündeyse Evein gerçek aşkı ve hayatı arasında bir tercih yapması gerekecektir...

Öncelikle söylemem gerekiyor ki siz bu yorumu okurken ben ya denizin içinde yüzüyor olacağım, ya da deniz kenarında yeni kitabımı okuyor olacağım.

İşte bu yüzden Yeni Dünya turu bir endişeyle başladı benim için. Ben yola çıkmadan elime ulaşacak mı? Ne kadar sürede bitiririm? Eyvah ya alıntı hazırlayamazsam... Gibi bir sürü endişe vardı kafamda. Ama kitap perşembe sabahı kapının çalmasıyla ellerimdeydi ve saat gece yarısını geçmeden kitabı bitirmiştim.

Bu kadar kısa sürede bitirmemde çevirinin de etkisi çok fazla bence. Evet kitap güzeldi, ama eğer çeviri bu kadar akıcı, sürükleyici ve uygun bir şekilde yapılmasaydı eminim okuma sürem de uzayacaktı. Bu konuda biricik blogger çevirmenimiz Onu Kınacı Birler'e çok selamlar ve öpücükler... xoxo

Kitabın başında kızımız Eve, en başından beri ona öğretilen tüm gerçeklerin aslında bir yalan olduğunu öğreniyor. Yuvası bildiği okulunu terk ederek, sonucu hiç belli olmayan ve sürekli kovalamacayla geçecek olan bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta yolu Caleb ile karşılaşıyor.

Eve ve diğer tüm kızlar en başından beri erkeklerden ayrı tutulmaktadır. Ve onlara öğretilen tek şey erkeklerden uzak durmaları gerektiğidir. Ama Eve ile Caleb arasında çoktan bir yakınlaşma başlamıştır. Peki Eve buna karşı koyabilecek midir?

Kitabın sonu... Yazara lanetler yağdırdığım bölüm. Ya kadın o son ne ki öyle! Niye yaptın öyle! O kadar duygusala bağladım ki o finalde anlatamam. Öğrendiğim kadarıyla çevirmenin gözünden de birkaç damla akmış o son bölümde.

Yine çok uzattım yorumumu :P Eve, fantastik ve distopik olaylarla kurgulanmış bir Young Adult, kısa sürede ve zevkle okunacak; zaman zaman sizi duygulandıracak; zaman zaman şaşırtacak bir kitap. Kitapta en sevmediğim nokta, kitabın bende Umut Bıçağı'ni andırmasıydı... Sürekli bir aksiyon ve sürekli bir kaçış... Bir de sonu bence daha güzel olabilirdi ama eminim ki ikinci kitapta her şey daha iyi olacaktır.

Kısaca: Fantastik, distopya ve Young Adult karışımı güzel bir kitap okumak istiyorsanız Yeni Dünya tam sizlik bir kitap :)

Bir sonraki yorumda buluşmak üzere... İyi tatiller herkese :)

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Kitap Yorumu: Senden Önce Ben || Jojo Moyes


Kitabın Adı:
Senden Önce Ben
Sayfa Sayısı: 480
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Fiyatı:
25
GR Puanı:
4.32/5
Puanım:
5/5


Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Loudan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lounun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...


Senden Önce Ben neredeyse ilk çıktığından beri kitaplığımda duran bir kitap... Ama artık popüler kitapları popüler olduğu zamanda okumuyorum. Aynı Yıldızın Altında çıktı, ilk gün aldım okudum bitti. Ama sonra olanlar malum... Kitabın "K"sini bilmeyen kişiler başımıza uzaman çıktı falan... Bende biraz zaman verdikten sonra okuma kararı aldım popüler kitapları. Ama keşke bunu bekletmeseydim. Senden Önce Ben için size neredeyse hayatımın kitabı diyebilirim...


Hiç bir işte başarılı olamayan, daha doğrusu işini sevmeyen bir kız bir gün işsiz kalıyor. Ailesi için her yerde iş ararken iş bulma kurumunda bir bakıcılık işine rastlıyor. Her ne kadar yapmak istemese de bir şekilde yapmak zorunda kalıyor. Kızımızın adı da Lou. Baktığı kişi ise Will. Geçirdiği motorsiklet kazasından sonra belden altı tutmaz bir halde ve hayattan, yaşamaktan nefret ediyor; hayatını sonlandırmayı düşünüyor. Lou, Will'e neşe vermeye çalışırken aynı zamanda içinde farklı duygular da uyanıyor.


     Hiçbirimiz bunu açıkça söylemese de Louisa  Clarc, Will'i hayatta tutabilmemiz için elimizde kalan tek şansımızdı.

Will'i hayata yeniden bağlamaya çalışan Lou'nun içinde uyanan aşk onu alt üt ediyor. Kısaca kitapta bir teslim oluş, pişmanlıklar, umutlar, yeni keşifler, hastalıklar, kıskançlıklar ve en önemlisi de daha önce hiç tatmadığım, okumadığım bir aşk var. Yazar o kadar harika anlatmış, o kadar güzel yaşatıyor ki size o aşkı... Vıcık vıcık bir aşk değil, tam tadında ama o kadar güçlü ki her şeyin ötesinde.

Kitap çıkalı çok oldu biliyorum ama sizin içinizde hala bir şüphe varsa okumalı mıyım diye. Onları bi kenara atın ve hemen alıp okuyun. Bu kadar ciddiyim. Okuduğum en mükemmel kitap...