çekiliş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çekiliş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2015 Salı

Tehlikeli Temas - Abbi Glines || KCBT || Yorum, Çekiliş

Kitabın Adı: Tehlikeli Temas
Sayfa Sayısı:256
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri Sıralaması: Rosemary Sahili #1
Fiyatı: 22.5 TL
GR Puanı: 4,26/5
Puanım: 5/5


Bambaşka dünyalardan gelen iki üvey kardeş… Asla sizin olmamasi gereken şeylere duyulan arzu…

Blaire Wynn'in en son istediği şey babasının yeni ailesinin yaşadığı Florida'daki Rosemary Sahili'ne taşınmaktır. Ancak seçim şansı yoktur. Bir hastalık yüzünden ölen annesi, ardında yüklü borçlar bıraktığı için Blaire'in Alabama'daki çiftliği elinde tutması mümkün değildir.

Koltuğunun altındaki tabancayla kamyonetini zengin sahil kasabasına çeken Blaire buraya asla uyum sağlayamayacağını bilmektedir. Babasının Paris'e gittiğini ve onu yeni üvey kardeşi Rush Finlay'le yalnız bıraktığını öğrenince daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İnsanları hor gören, hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, adı çıkmış bir rock yıldızının oğlu olan Rush yakışıklı olduğu kadar şımarıktır da… Ve Blaire'i gördüğü anda genç kızın kanına girer.

Yaz ayları ilerledikçe genç kadın, Rush'ın asla tahmin etmediği yanlarını görecek ve birbirlerine karşı hisleri görmezden gelemeyecekleri kadar güçlenecektir. Ancak Rush, Blaire'in tüm dünyasını yıkacak bir sır bilmektedir. Blaire genç adamın tehlikeli temasına kendini kaptırmadan önce bu gizemi ortaya çıkarabilecek midir?

"En sevdiğim Abbi Glines kitabı olarak listemin zirvesine yerleşti."
-Colleen Hoover-


Ve dün de bahsettiğim mükemmel kitabın yorumunda sıra :) Her şeyden önce kapak tasarımıyla başlamak istiyorum ^^ Orijinal kapağı yapan kişinin ellerine ayaklarına kapanmak istiyorum çünkü dehşet güzellikte bir kapak yapmış <3 Thanks, thanks, thanks... Biz de de bu güzel kapağı uyguladıkları için Pegasus'a teşekkürler :)

Konusu bakımından her zaman dikkatimi çekmiş bir kitaptı Tehlikeli Temas, tam orijinalini okumaya başlıyordum ki çıkacağını öğrendim ve bekle Türkçe'sini okursun dedim kendime :) Eh öyle de oldu ve çok güzel bir turun içinde oldu...

Kitabı sanırım 24 saat içerisinde bitirdim... İki oturuşta! İki olmasının nedeni de arada iftar saatinin gelmesi ve yemek yeme ihtiyacımdı :D 



Konusuna çok fazla girmek istemiyorum ama hiç alışıldık konulardan olmadığını bilmelisiniz... Ve çok akıcı bir kitap olaylar ardı ardına pat pat pat gelişiyor ve sonunda ağzınız açık :O diye kalıyorsunuz böyle... 



O yüzden ikinci kitabı orijinal olarak okumaya başlayacağım söylentileri doğrudur :P


Bu kitabı kaçırmak istemezsiniz, herkesin 5 puan verdiği bir kitap kötü olamaz ya ilk defa ben diyecek bir şey bulamıyorum :D SPOILER: Blaire mal ama ya valla mal yani, çocuk ona o kadar şeyler yapıyor, değer verdiğini o kadar belli ediyor bizimki mal gurur yapıyo... Lan o güzelim çocuğa yapılır mı o? Ha ha ? BİTTİ

Kitabın sonunda yüzünüzdeki ifade aynen şu şekilde oluyor:




Umarım Pegasus bizi serinin diğer kitapları için çok bekletmez...Hoş bekletse de ben orijinalini okumaya gidiyorum :P
Bu arada Rosemary Sahili serisi şuan için 15 kitaptan oluşan oldukça uzun ve doyurucu bir seri:

1. Tehlikeli Temas (Rush & Blaire)

2. Never Too Far (Rush & Blaire)
3. Forever Too Far (Rush & Blaire)
4. Rush Too Far (Rush & Blaire)
5. Twisted Perfection (Woods & Della)
6. Simple Perfection (Woods & Della)
7. Take A Chance (Grant & Harlow)
8. One More Chance (Grant & Harlow)
9. You Were Mine (Tripp & Bethy)
10. Kiro's Emily (FREE novella)
11. When I’m Gone (Mase & Reese)
12. When You're Back (Mase & Reese) 
13. The Best Goodbye (Captain)
14. Title TBA (Nan) 
15. Title TBA (Dean) 

Ama tüm kitaplar bunun kadar güzelse hepsi bir kerede bile okunur <3 

a Rafflecopter giveaway

29 Haziran 2015 Pazartesi

Tehlikeli Temas - Abbi Glines || KCBT || Alıntılar

Uzuuuuuunca bir aradan sonra yeniden yayındayım. Umarım artık biraz daha aktif olabilirim :) Daha fazla sıkmadan alıntılarımıza geçmek istiyorum. Umarım beğenirsiniz... Bu arada yorumum yarın ama not: Bu kitap fazlasıyla mükemmel!!!



        "Üzgünüm.Sadece daha genç görünüyorsun." Durdu ve gözleri, vücudumu yavaşça süzerek aşağı inip tekrar yukarı çıktı. Yanaklarımdaki anı sıcaklık utanç vericiydi. "Lafımı geri alıyorum. Vücudunun her zerresi on dokuz yaşında gibi görünüyor."
        O geziye çıkamamıştık. Öncelikle annemin yeterli parası olmamıştı, sonra da fazlasıyla hastaydı. Yine de planlardık. Büyük hayaller kurmanın faydası oluyordu.
        Rush nazik bir insan değildi ama adildi. Bu konuda hakkını yememeliydim. Ayrıca çok seksiydi. Bunu görmezden gelmeyi öğrenmem gerekecekti.
        Pencereye doğru yürüdüm ama ay ışığı, Rush'ın çıplak poposuna değer değmez olduğum yerde dondum. Oldukça hoş bir çıplak popoydu. Çok, çok hoştu... Daha önce hiç bir erkeğin çıplak poposunu görmemiş olmama rağmen.
        "Bana karşı mesafeni koru, Blaire. Fazla yaklaşmak istemezsin. Dün gece." Yüksek sesle yutkundu. "Dün gece aklımdan çıkmıyor. İzlediğini bilmek. Beni çıldırtıyor. Yani uzak dur. Ben senden uzak durmak için elimden geleni yapıyorum."
        Aptalca görünse de benimle ilgilenmesini istiyordum. Ona karşı açıklayamadığım bir çekim hissediyordum. Mesafesini ne kadar korursa o kadar yakınlaşmak istiyordum.
        "Sen benim gibi bir erkeğin uzak durması gereken her şeysin. Sana uygun değilim."
        "Sana dokunamam. Bunu o kadar feci istiyorum ki canımı acıtıyor ama dokunamam. Seni mahvedemem. Sen... mükemmelsin ve el değmemişsin. Sonunda beni asla affetmezsin."



        "Ben rezil, hasta piçin tekiyim. Sana dokunamam."
        Onunla yatsam kalbimin bir parçasını vermeden edemezdim.
        "Ve tadın bağımlılık yaratıcı. Rüyamda görüyorum. Fanteziler kuruyorum. Diğer... yerlerinin de o kadar leziz olacağını biliyorum.
        "Benimle asla konuşmazsın. Yanlış soruyu sorarım ve çeker gidersin." Rush başını sağa sola salladı. "Artık öyle değil. Arkadaşız. Konuşacağım ve gitmeyeceğim. Lütfen, burada benimle kal."
        Rush sırıttı. "Bu odada senin yanında olmak için fazlasıyla yaşlıyım; seninle ilgili düşündüklerimi düşünmek için de lanet derecede yaşlıyım."
        "Diğer kadınlara dokunduğunu görmek hoşuma gitmiyor. Ve diğer erkekler kıçımı avuçladığında bundan nefret ediyorum. Orama dokunan kişi sen ol istiyorum. Orama dokunmanı istiyorum. Ama dokunmuyorsun ve ben bununla başa çıkmak zorundayım. Şimdi bırak da gideyim!"
        "Neye ihtiyacın olduğunu biliyorum. İhtiyacın olanı almanı izlemeye dayanabileceğimden emin değilim sadece. Beni delirttin, kızım. Uslu olmak için çok uğraşıyorum. Lanet bir arabanın arkasında kontrolümü kaybedemem."
        "Çünkü tadına baktım ve seni kimseyle paylaşmıyorum. Bu sadece eğlence amaçlı değil. Biraz bağımlısı olmuş olabilirim."
        "Senden daha ilk gecede kurtulmaya çalıştım. Senden hoşlanmadığım için değil." Sert, acı bir kahkaha attı. "Ama biliyordum. İçime işleyeceğini biliyordum. Uzak duramayacağımı biliyordum. Zayıflığımı görebileceğin için muhtemelen senden nefret etmiştim."



        Rush Finlay yemek yapacak birine benzemiyordu. Ama lanet olsun ki bunu yaparken seksi görünüyordu.
        "İnsanları uzaklaştırıyorum, Blaire. Bu kendimi koruma mekanizması. Ama seni uzaklaştırmak istemiyorum."
        O benim için asla o adam olmayacaktı. Ama kalbim ona biraz bağlanmıştı. Sonsuza kadar birlikte olacağımız anlamına gelmese de o anda Rush'ın ilkim olmasını istedim. Sonuncum olmayacaktı. Hayat yolunda bir durak olacaktı sadece. Belki de asla unutamayacağım veya atlamayacağım bir durak. Beni en çok korkutan buydu. İlerleyemeyecek durumda kalmak.
        "Yatağımda çıplak olman, düşündüğümden katbekat güzelmiş... Ve bana inan, bunu düşündüm. Çok."
        Onun dünyasına karşılık benim dünyam. Bu gece dünyalar çarpışacaktı.
        "Bilmen gereken bazı şeyler var. Bunları öğrendiğinde benden uzaklaşabilecek ve bir daha asla geri dönmeyebilecek olman gerçeğiyle boğuşuyorum. Bu ödümü koparıyor. Aramızda olan biten ne bilmiyorum ama sana baktığım anda dünyamı değiştireceğini biliyordum. Dehşete düşmüştüm. Seni ne kadar izlesem, beni o kadar kendine çekiyordun. Yeterince yaklaşamıyordum.
        Ben daima sadece kendime sahip olacaktım. Çünkü bu adam kalbimi kırmış ve yok etmişti. İstemese bile. Bir daha asla sevebilecek kadar ona güvenemeyecektim.
        Gözlerindeki fırtınayı görebiliyordum. Aklının karıştığını biliyordum. Korkuyu bile görebiiyordum. Sonrasında aşk vardı. Bunu gördüm. Gözlerindeki ateşi. Buna inandım. Net olarak görebiliyordum ama artık çok geçti. Aşk yeterli değildi. Herkes, hep aşkın yeterli olduğunu söylüyordu. Yeterli değildi. Hele ki ruhun paramparça olduğunda.
a Rafflecopter giveaway

1 Aralık 2014 Pazartesi

Pabucumun Ajanı 2 - Asude || 17. KCBT || Yorum, Çekiliş


Kitabın Adı: Pabucumun Ajanı 2
Sayfa Sayısı: 655
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Seri Sıralaması: Pabucumun Ajanı #2
Fiyatı: 25 TL
GR Puanı: 5/5
Puanım: 4.5/5

Macera yandığı yerden devam ediyor!

Evet, o ateş hâlâ yanıyor ve kimse söndürmek istemiyor!

Tuna Üstüner’le yaşadığım delidolu, dengesiz, kavgalı, bir o kadar da tutku dolu aşkım bana yepyeni bir hayat bahşetmişti. Öncelik sırasında birinciliği kimseye kaptırmayan bu adamın kollarında, bakışlarının gölgesinde, sahiplenici varlığının esaretinde olmak müthişti. Yeni bir kimliğe sahip olmuş, Deniz Üstüner olmanın lüksüne varmıştım. Kurumsal Kasıntım beni kendi dünyasına almış ve benim dünyama girmişti. Her şey o kadar güzeldi ki, bir hayal gibi…

Ta ki o güne kadar!

Saklanan sırlar çözülüp, gizlenen yalanlar açığa çıkınca, o hayal dünyası da yıkıldı. Ama benim o enkazın altında kalmaya hiç niyetim yoktu. Peki, buz tutan bir kalbi yeniden ısıtabilir miydim? Belki bunu ben yapamazdım, ama kaçınılmaz olarak yeniden bir araya geldiğimizde, Tuna’nın kalbi bu savaşa tek başına girmek zorunda kalacaktı.

Bir yandan yaralı kalplerimizle biz, diğer yandan tatlı ve gizemli bir aşka yelken açan Yasemin ve Mert…

Kazanan aşk mı, ayrılık mı olacak?
Bildiğim tek şey, bu hikâyede herkes yanacak!


Asude ablaaa.... Sen ne yaptın yine :D Her zamanki gibi yine çok güzel bir kitaptı. Öncelikle o kapak...Normalde böyle cicili bicili kapakları hiç sevmem ama kitap Pabucumun Ajanı olunca o kadar güzel uyuyor ki kitaba, bir şey diyemiyorum, hatta kapağa bayılıyorumm :D 

Kitap enn kalın Asude kitabıydı ama buna rağmen hemen bitiverdi. Ama bir hikayemi de anlatmadan geçemeyeceğim. Bütün üyelere kitap geldi, bende hala yok kitap... Önceki gün de telefonumu biri aradı, geri aradım cevap vermedi.(kargoymuş.) Haftasonu bekledim, artık pazartesi terziye sordum. Evde olmadığım zaman kargolarımı terzi alıyor çünkü... Ben sordum o dedi Pabucumun Ajanı mı? Evet dedim... Meğer kadın açmış pakedi, okumaya başlamış, hatta bitirmiş... Dedim ama o ikinci kitaptı! Dedi ben zaten bunu bekliyordum, birinciyi okudum, çok iyi oldu bana... Bir de yetmedi, Tuna gibi bi insan yok ki etrafımızda dedi. :O :O


ASUNNYLER HER YERDE!!! 


Bu kitapta Tuna ve Deniz bence mükemmeldi. Yine kavgaları, aşkları, didişmeleri çok tatlıydı. Yasemin ve Deniz bi aradayken ise kopmak garanti :D Bir de benim kötü bi huyum var: Kitabı elime alınca en son sayfadaki en son cümleye bakarım. Ama bi insan daha ilk anda spoiler yer mi? YER! Siz sakın benim gibi açıp okumayın orayı :D :D

Çok uzatmamak gerekirse. Her zamanki o güzel, tadında, "komikli", aşk dolu, biraz daha fazla ihtiraslı ( :O ), kalın olmasına rağmen bir çırpıda biten, mükemmel bir Asude kitabıydı. Okumalı mısınız? EVET! Çünkü hem aşkı hem de komediyi başka hiçbir kitapta bu kadar iyi yaşayamazsınız.
a Rafflecopter giveaway

Pabucumun Ajanı 2 - Asude || 17. KCBT || Alıntılar, Çekiliş

Eveet :) Ön okuma postumdan sonra da bugün alıntıla postumla karşınızdayım :) Bana en güzel gelen, bazen duygulandığım bazen de güldüğüm yerleri sizlerle paylaşıcam... Ama... Asude hayranlarını biliyoruz, o yüzden benim gözümden kaçan sizin çok beğendiğiniz alıntıları da bu postun altına bekliyorum :)
        Yasemin keyifle takıldı ona. "Aman Allah'ım, resmen yılbaşında dağıtılan donlar gibi kıpkırmızı oldun!"
        ... "Aksine, eğer çekip gidersen eminim bütün dünyayı zavallı insanlığın başına yıkmak pahasına seni alıp getirir." "Yapar mı gerçekten?" "Benim gördüğüm Tuna Üstüner galaksiyi bile ters yüz edebilir." "Benim için mi yani?" "Senin için... Piyasko Birlik Başkanı, uslanmaz, dağınık, paspal, geveze ve kesinlikle yırtık Deniz Üstüner için." "Böyle diyince kendimden nefret ettim, Yaso"
        "Senin de yerin burası. Yatağın değil, benim göğsümün sol tarafı... Yerin sadece burası. Anladın mı?" P.S. Bu Tuna da isteyince romantik oluyo haa :P
        Bir ölü gibi hissediyordum. Hissetmiyordum aslında boğuluyordum sadece. Sıcaktan değil, onsuzluktan...
        O adam benim ciğerlerimle eş değerdi. Benim nefesimdi.

        O an inat edeceğim tek şey onu sevmeye devam etmemdi. Yüzyıllar geçse de, kasırgalar vursa da, depremler yerle bir etse de bu inadımdan vazgeçemeyecek kadar derindi sevgim. Çoktan esir olmuştum ve Tuna Üstüner her hareketiyle esaret prangama bir kilit daha vuruyordu. Dünyanın görebileceği en gönüllü köleydim.
        ...benim bağımlılığım Tuna Üstüner isimli bir uyuşturucuydu.
        Aşk, su içmeyi unutmak, peynirle patlıcanı karıştırmak, sabah uyanınca Acaba bugün gelecek mi? diye düşünmek ya da en sevdiğin dizinin saatini kaçırmaksa, fena halde aşık olmuş demekti.
        Edi ile Büdü, Batman ile Robin, sucuk ile yumurta nasıl ayrılmaz ikiliyse, Deniz ile Yasemin de öyleydi.
        "Aslında gerçekte o kadar soğuk değil. Sıcak biri. Ona sarıldığımda ısınıyorum bile." "Kızım, sanki soba borusundan bahsediyorsun! Ona sarıldığında ne olduğundan bana ne? Ben adamın karakterini soruyorum...
        "Özür dilerim," dedi inleyerek. "Seni seviyorum... Tüm aptallıklarım sadece seni sevdiğim için."
        "En çok hangi rengi seviyorsun?" "Mavi." "Neden mavi?" "Deniz mavidir de ondan." "Benim en sevdiğim renk ise zümrüt yeşili... Gözlerinin rengi," dedim kısık bir sesle. "Sonra bir de siyah var; saçlarının rengi..." "Ve pembe," diyen Tuna, tutkulu sesiyle sözümü kesti. "Dudakların," dedi bakışını dudaklarıma kaydırarak. "Ve beyaz var, ürperen tenin. Sonra kahve... Saçlarının yeni rengi. Ama en çok da kırmızı var. Seni öptüğümde yanakların..."
        ..."Sen tam olarak bir hapishanedesin. Benim himayemde ömür boyu bir mahkum olarak kalacaksın. Bana rastladığın için bu senin cezan!" Aklıma gelen ilk şeyi söyledim. "Bu ancak benim ödülüm olur."
a Rafflecopter giveaway

Pabucumun Ajanı 2 - Asude || 17. KCBT || Ön Okuma, Çekiliş

Mükemmel Pabucumun Ajanı turumuz başladı :O :O :O Hala alıp okuyamadıysanız, buyurun size ön okumayı verelim :))
a Rafflecopter giveaway

11 Kasım 2014 Salı

İki Hayat Arasında - Jessica Shirvington || 16. KCBT || Yorum, Çekiliş


Kitabın Adı: İki Hayat Arasında
Sayfa Sayısı: 318
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Fiyatı: 20 TL
GR Puanı: 4.20/5
Puanım: 4,5/5

Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç.

 Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saate bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu.

Mükemmel Hayat
.
Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel Aşk.


Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar… Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle şeyler hissetmemişti.

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?


Kapakta demiş ya "
Mükemmel hayat mı? Yoksa mükemmel aşk mı?" diye... Bence mükemmel bi kitap :)

İki Hayat Arasında'ya başlarken diğer kitaplarda olduğu gibi uzun bir giriş bölümü yok. Direkt olarak Sabine'in düşünceleriyle başlıyoruz kitaba. Aslında kitabın direkt böyle başlaması çok hoşuma gitti.

Siz duygularını okurken ve ilk hayatını okurken, ikinci hayatıyla da tanışıyorsunuz... Alışana kadar bu iki hayat arasındaki geçişler biraz zorlayabiliyor insanı. Kitabı yarım bıraktığınızda "En son hangi hayatta ne olmuştu?" gibi bi düşünce geçebiliyor beyninizden ama kitaba alıştığınızda bu düşünce de gidiyor.

Hayatında her şey düzenli giderken bir gün Sabine ailesine yakalanıyor. Hem de çok kötü bir şekilde. Ailesi onu zorla bir merkeze yatırıyor. Ama diğer hayatında işler yolunda... Dex hariç! Yaklaşan mezuniyet gecesi ve yaptıkları planlar Sabine'i kaygılandırmaya başlıyor. Diğer hayatında doktoru konumunda olan Ethan'la da işler ilerlerken Sabine hislerine karar veremiyor. 

Kitabın sonu... :( Çok kötüydü ya... Yazar kitabın sonunda çok fena ters köşeye yatırıyor sizi. Okuduğunuz tüm kitap bir anda daha da güzelleşiyor. Sadece okuyup geçilecek bir roman olmaktan çok; çok önemli dersler de çıkaracağımız bir kitap İki Hayat Arasında...

Yazarın dili kullanımı ve çevirmenin başarısıyla, gerçekten ilgi çekici ve akıcı konusuyla, gerçek anlamda "Mükemmel Aşk"la, kitap kapağının başarısıyla; kısaca tek kelimeyle mükemmel bir kitaptı İki Hayat Arasında. 

Bize kitabı okuma fırsatı veren Yabancı Yayınları'na teşekkürler...

Çekiliş

a Rafflecopter giveaway

7 Ağustos 2014 Perşembe

Duygu - Işıl Parlakyıldız || 13. KCBT || Yorum


Kitabın Adı:
Duygu
Sayfa Sayısı: 662
Yayınevi: Müptela Yayınları
Fiyatı: 
 25
GR Puanı: 4.67/5
Puanım:4/5


Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;


"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?


Kitap Canavarları olarak tur kapsamında bu sefer Duygu kitabını inceledik. Kapağıyla, kalitesiyle öncelikle bir dikkatimi çekti Duygu. Sonra kalın kalın böyle ooh yaşasın dedim.

Ama kitabın başında bu duygum yer değiştirdi. İlk başlarda olayı anlamadım, Sedat biraz fazla sert geldi (kızı dövmesi falan falan) dedim 660 sayfa nasıl geçicek yandım ben... Duygu'nun yaralı geçmişi, Sedat'ın geçmişi... İkisinin gelecekleri...

Derken derken ortalara geldim... Olaylar bir kızıştı... Yeni karakterler geldi. Selmasıdır, Dursunudur falan kitap hareketlendi ve kendine bağlamaya başladı. Bu andan sonra da ne zaman sıkılmaya başlasam hep bir olaylar oldu. Hep sonrasını merak etmeye başladım. Bu aşkta neler oluyor, oluyor mu falan... Sonra bir gece dedim biraz okuyayım ve 200 küsür sayfayı bir oturuşta bitirerek kitabı sonlandırdım. Sedat çok sertti ya, onu hala o kadar sevebilmiş değilim... Çoğu tur üyesi gibi benim de favori erkek karakterim Ali'ydi; favori kız karakterim de Aslı. Aliyle Aslı da bildiğin kedi köpek... Eh onları okumayı da özellikle bir sevdim :P


Yani kısa kesmek gerekirse, - o kadar ayrıntılı konusuna falan girmiyorum - biraz kalın olmasına ve ara sıra okurken zorlamasına rağmen çok güzel aman geçirilebilecek, bazen kalbiniz sızlayıp "Ah salak Duygu" derken, aynı sayfada kahkaha atıp "Heh Duygu, helal!" diyebileceğiniz, hem eğlenceli hem aşık bir kitap. Güldüğüm yerlerden birini de alıntı olarak koyup yorumuma son veriyorum... Çekilişe katılmayı unutmayın! Bu arada kitabın ilk 5 günde 2000 satıp 2. Baskıya girdiğini biliyorsunuz değil mi? Bu başarı boşuna olamaz...
 Alıntımız Bekir'den Ali'ye geliyor...
     Lan oğlum, benimle az uğraşmamıştın Trabzon'da, gün gelir hesap döner, keser döner sap sana girer.
a Rafflecopter giveaway

24 Ekim 2013 Perşembe

Düğün Ziyafeti - Jonathan Pıdduck || Kitap Canavarlarının 2. Blog Turu || Yorum + Çekiliş


 Bu sefer Altın Bilek Yayınları'ndan çıkmış Düğün Ziyafeti adlı kitapla birlikteyiz :) Öncelikle gecikme için çok özür dilerim blogger'ın problemlerini tüm bloggerlar bilir güncelleşmeler, yenilikler falan fialn benimki de bi takıldı ne video ekleyebildim ne resim yazı bile zor yazdım dedim böyle paylaşılmaz bu ve ancak şimdi karşınızdayım :)

Bu yeni tur kitabımızda bizi çok değişik bir dünya bekliyor. Çünkü bu kitap Türkiye'de trollerle ilgili çıkan ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Bizi bu türle tanıştırdıkları için Altın Bilek'e şimdiden teşekkürler :) Normalde dün de bir paylaşımım vardı ama paylaşamadım o yüzden onu da bu posttan hemen sonra paylaşıyorum ayrıca başka neler varmış aşağıdaki programdan hemeeen bulabilirsiniz :)



Bir adam bir gün evden çıkar ama etrafında garip şeyler olduğundan şüphelenir. Evdeki sevgilisini bırakıp gidemez ve klasik olarak seslerin peşinden gider, kendini baygın bulur ve gözlerini bir açar yanında bir troll var. Troller onu düğün ziyafeti olarak seçmişlerdir. Ama onda bi farklılık vardır. Çünkü düğün ziyafeti olacak gelin bu ölümlüye aşık olur. Yüzündeki çıbanlar, çirkin saçlar, uzun boy kısacası yazara göre iğrenç birisi bu troll.(Güzelliğini bilemem tabi bven olsan katlanmazdım ona ölsem bile :P) Neyse tabii bu adamın birde normal sevgilisi var ama okuyun bakalım nasıl bi sevgili o. İçimden ağzına bi tane patlatıp susturmak geldi.(Dikkat ağır spoiler) Zaten sonra bu trollere öyle kötülükler yaptı ki sonunda sevgilisi öldü ama kızın umrumda değil.



Kitap kısa mıdır diye nedir bilinmez bence betimlemeler o kadar azdı ki hayal ederken çok zorlandım ve ayzarın yarattığı dünya yine betimleme eksikliğinden hiç gerçekçi gelmedi bana. Hani aman amana herkese tavsiye edermiyim etmem.Hatta tarzınızı biliyorsam ve bundan biraz bile farklıysa aman aman sakınha derim. Yazar aşkı anlatmış ama benim aşkı birazcık olsun gördüğüm tek yer trollün sevgilisinin koluna sarılıyken ölmesiydi. Kısaca bana göre kitap aşırı aşırı eksikti ha seriymiş belki diğer kitaplarda tamamlanır bilemem.


İkinci Harfi "İ" bizim kapağı daha çok beğenmiş ama ben orijinal kapağa bayıldım :D :D Onu da tıklayıp bulabilirsiniz :)
Çok beğendiğim yerler olmasa tam bir fiyasko derdim ama o kadar değil. Trollerin dünyasına bi giriş yapılmalı mutlaka ;)

Puanlamama gececek olursak eğer ne derim biliyo musunuz ?? Hımm...

4.5/10

Çekilişe de mutlaka katılın hemen burada :)

a Rafflecopter giveaway